Yarın Balyoz davası kapsamında tutuklu bulunan amirallerden birinin kızı evleniyor. Görüş günü dışında bir güne denk geldiği için, büyük uğraşlar sonucunda her ne kadar son anda belli olsa da, nikahtan sonra gelinliğiyle cezaevine gidip babasını görebilmesi için izin çıkmış. Bu haber müjde ile karşılanıyor tüm yakınlarının çevresinde. İznin çıktığı haberi geldiğinde, ilk başta anlam veremedim, babası haksız nedenlerle hapis tutulan bir kadın evlenebilir mi diye. Ancak daha sonra öğrendim ki her duruşma ile içlerde açılan umut çiçekleriyle beraber ertelenmiş bir nikah bu. En sonunda baba, onu beklemeden evlenmeleri için ısrar ediyor, beklemeleri halinde hiç evlenemeyecekleri ihtimalini hesaba katarak belki, haksızlıklar sonucu kayıplara uğradığı hayatı için kızının hayatından geri kalmasını istemediğinden belki de. Sadece her şeyi, her detayı kameraya çekmelerini istiyor.
Gelin şanslılardan biri, babası onu evlenirken göremese de, o, nikahtan hemen sonra misafirlerini bırakıp koştur koştur Tuzla’dan Hasdal’a babasının elini öpmeye gidecek. Babası kızını gelinlikle görecek, damadına mutlu olmalarını, birbirlerine iyi bakmalarını söyleyecek. Nikahı soracak, nasıl geçti diyecek. Gelinle damat akıllarında kalan detaylarla anlatmaya çalışacaklar, tek bir şey söylenemeyecek, tüm yakınlarının arayan, anan ve özleyen hüzünlü gözleri.
Peki ya diğerleri? Peki ya hayatlarındaki en değerlilerinin bir daha tekrarlanmayacak zamanlarını onlardan uzak geçirenler?
Haksız sebeplerden hatta sebebi pek net olmadan tutuklanmış, adalet dışı yargılamalara maruz daha bir çok insan var orada. Tutuklu bulunan baba, eş, sevgililerin bir daha yaşayamayacakları anları ellerinden almaya kimin ne hakkı var?
Çocuğunun doğumunu, okula gidişini, kızının evlendiğini, annesinin hastalandığını göremeyen, eşi vefat ettiğinde yanında olamayan insanlar var içeride. Ve inanın onlar hala daha dışarıdakilere moral veriyorlar. Her görüş gününde, her duruşmada insanlara güçlü olmaları gerektiğini söylüyor, absürd traji-komik mahkemelerden sağlam sinirlerle çıkabiliyorlar.
Hani sizler Allah’a, kitaba, dine inandığınızı söylüyorsunuz ya, bakın ne diyeceğim: Bütün bunlar ne için yaratılmıştır bilir misiniz? İnsanların vicdan sahibi olmalarını sağlamak için. Vicdan… Bir bakın bakalım içerilerinize hırs ve haksızlık dışında bu kelimeye rastlayabilecek misiniz…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder