25 Temmuz 2014 Cuma

ben ama en çok ben sanki değirmenlere karşı savaşmış,
ben ama en çok ben sanki herkesin egosunun yumruğunu yemiş,
ben ama en çok ben aslen kendi yalanlarına kendini kaptırmış...

o kadar bela hasıl ki başıma, kendi derdine derman aramaya sıra gelmez...

gelemez...

dur bi düşün, olanı biteni, dünyayı, kendi çapına git, etrafında olan biteni...

sıyrılamazsın işte...

kendi romantik derdine düşmek istediğin gecede dahi alkol sana "özgürlüğün" der...

ve sen cevap veremediğin anda kendinden sıyrılırsın...

"welcome to my world ceylan"

sosyal medyanın değiştirdiği ahlak anlayışından mı başlamak istersin yoksa çoktan seçmeli sistemin sana dahi seçenek sunamadığı cumhurbaşkanlığı seçiminden mi??

pembe hap mı mavi mi???



2 Haziran 2014 Pazartesi

Jülide Özçelik dinlenilen bir gecede rakı eşlik ediyorsa sana, TRT'deki Gezi Yıldönümü programını seyretmemelisin aslında... Hele ki attığın tüm o iş maillerinden sonra...

Şairin dediği gibi ya dışında olmalısın çemberin ya da içinde belki de...

Netlikler yerine fluya kaçan alanları tercih ediyorsan hayatında henüz, yaşlanmamışsın demektir.

Diktaların, fanatizmin yok demektir...

Ki onlardan birini seçsen bir gün kazanmış hissedebilirsin kendini...

Oysa ki sen hep "e tamam ama" ya da genelde gördüğün kadarıyla "offf, bu da mı gol değil..." demeler arafındasın...

Hayatta "taraftar" olmadan "araftar" olarak da yaşanabilir demek ki, bunu kanıtlamak deve boyunun borcu ...

Çemberin içinde ya da dışında olmayı reddediyorsan, teğet geçeceksin arkadaşım bu hayata... Ve  kabulleneceksin bunu "pi"ye "pi"ye...
Öyle hemen hak edilmiyor kolayca "çap" olabilmek...


11 Ağustos 2012 Cumartesi

nedense sustum


Çokça bira ve çokça özleminden sonra çalınan şarkıdır “nedense sustum”… bir kemanla bir elektrik gitarın atışmasıdır.
Bir bencille bir yorgunun atışmasıdır.

Bir ilişkinin özetidir, geçmişte yayınlanan.
Şimdilerde nefretten anneliğe geçiş kıvamına yaklaşmakta olan…

1 Ağustos 2012 Çarşamba

uyduluktan prenseslik...



Prenses sendromuyla büyümüş lakin attan düşmüşlere gelsin:

Uydusu olmaya çalıştıklarımız, uykumuz olaydı iyiydi...

4 Haziran 2012 Pazartesi

rüya, kalp, mutluluk falan feşmekan...



Dünyada senin için en değerli olan kalbe dair iyi olduğu haberini aldığında başlar mutluluk... Ardı arkası kesilmez sonra... Hiç beklemediğin bir Pazartesi gebedir farkında olmadıklarınla umut dolmana...

Herkesin, her şeyin yerinde kararında olduğu, iyi durduğu bir yer vardır belki de...

Herkesin iyi durduğu yeri bulması dileğiyle...

p.s: ve korkmaya başlarsın bir yandan rüyalarından, her şeyi öncesinde bir şekilde hissetmiş olmaktan... karabasanlar yerine mutlu rüyalarla uyanman, gözyaşı yerine alışık olduğun gülümsemenin yerleşmesi dileğiyle yüzüne...

bir de neyi fark edersin, demek sen mutlu olunca, iyi haber alınca içine böyle bir iclal aydın, bir ibrahim sadri kaçar gibi oluyormuş (bkz: yukarıdaki hisli anlatım)

30 Aralık 2011 Cuma


Hayatberbat.net mi ne vardı bir zamanlar gençliğimde, sevdiğim birinin sahip olduğu… Şimdilerde ben sanki sahibim ona, bir aylık süreç, 4 aydır bırakılan ilaçlar, bugün bir anda çıkartıverdi şeytani yüzünü ortaya. Hayat çok garip, nasıl ki başkasının özgürlüğünün başladığı yerde seninki bitiyorsa, senin derdinin başladığı yerde de başkalarınınki bitiyor ey sanal alem.

Sonra başka sorular başlıyor sen kendi dertlerinden ve depresyonundan kurtul diye, mutlu olma amacına odaklanmış bilinç altında. Misal kültürler yasaklarla da değişime, evrime uğramakta fark etmesek de, bu durumda aslında devletler, yönetimler, iktidarlar değiştirebilmekte halka ait olan alışkanlıkları. Ne garip en boyun eğmeyeceğini düşündüğüne alışkanlıklarını emanet ediyorsun en önemlisi yönetebilmesi için.

Ve sonra bitti gün, ve sonra bitti ömür sanki. Alışkanlıklara yüksek değerler yüklendikçe, yokluğa, azlığa razı olman zorlanmakta onu anladım.

Ve hayata bana  şahane fırsatlar sunduğu ve şahane insanlarla şahane zamanlar yaşattığı için bir kez daha küfrettim. Şımarıklık değil sakın yanlış anlama, bilmek bazen büyük bir dezavantaj. Herkese bilgi ve güven dolu bir yıl dilerken, en büyük cahilliği kendime yüklemek istedim, sahip olduğumdan da aşağıda olanı. Düşün belki de böyle bir cahillik olmadığından, belki de Murphy kendisi için daha değerli olduğundan yanıt vermedi talebime hayat. Hayat cevap vermeyendir zaten çoğu zaman isteklerine.
Hatta hayat bugün, tüm umutlarına ve güzel planlarına kanırtarak çomak sokandır gözümde.

Bunu da böyle belle olric, bunu da böyle belle….

La vie est belle’e geçme zihin buradan birden bire!…

Bellemek “belle”den apayrı anlam içerir bizim buralarda, içmenin “iç”le yakınlığının tersine…



22 Kasım 2011 Salı

yalanlar ve geçmiş blog

seiranu.blogspot.com

yine öyle afili sözlerle başlamışım ilk yazıya, vay efendim nihayet blog oluşturma muradıma ermişim de bilmem ne... kendi yalanımı kendim ortaya çıkardım şükür, yıllar öncesinden kalma seiranu adıyla zaten bir blogum varmış ki benim. 
daha içli imişim sanırım o zamanlar. e tabi biz büyüdük ve kirlendi dünya.
bu linki buraya ekleyesim var ki bundan sonra unutmadan internete düştüğüm izleri, geçmişimin farkında olarak ilerleyebileyim şu sanal dünya ortamlarında, ortam sihirbazı önüme koymadan yalanları ben bileyim nerelerden geldiğimi.
bu da böyle olsun işte...


p.s: bir de homeless yazmışım bababa blogun başına, çok depresifim be internet...